Divan Edebiyatı’nın Keşfi

Eskimiş Eşyaları Spreyle Yenileyin
28 Haziran 2016
Postmodernizm Modernizmden Nasıl Ayrılır?
30 Haziran 2016

Divan Edebiyatı terimi esasen 20.yüzyıla aittir.  Bu bilim dalı, 1930lu yıllarda araştırılmaya başlanmıştır. İlk aşamalarında İran- Arap tarzında geliştirilmiş, süslü nesirle yazılmış eserlere geniş bir ad vermek ihtiyacı duymuşlardı. Eski dönemlerde bu örneklere şiir ve inşa, nazım ya da nesir diyorlardı. Bunun üzerine 14-19. yüzyıllar arası eserler detaylıca incelendiğinde şiirlerin toplandığı kitaplara divan ismi verildiği için bu eserlerin kamusunu adlandırmak amacıyla genel bir isim olarak divanı kullandılar. Divan Edebiyatı terimi eserlerin içerisinde düz yazılar da bulunduğundan hala daha tartışmalı ve sıkıntılı olsa da, akademide bu adıyla anılmaya devam etmektedir.

Divan Edebiyatı, içerdiği hayaller, mazmunlar ve imgeler nedeniyle daha çok İslami döneme ait gibi algılansa da beyitlerle süslü birbirinden harika bu edebi oluşumlar, İslamiyet Öncesi Dönem sınırlarında doğmuştur. İlk ortaya çıkan formlar ise gazeller olmuştur. “Gazala” terimi, sevgiliyle sohbet, konuşma demektir. Bu şiirlerde güzellik, aşk, hasret anlatılır ve anlatıda aşığın sesi duyulur.

Bu türe ilave olarak sonrasında yine aruz vezniyle yazılan kasideler ortaya çıkmıştır. Çünkü gazellerde uzunluk makbul değildi ve söylenen söz özüyle 5-7 beyit arasında anlatılırsa değerli sayılırdı. Devlet büyüklerini övme geleneği oluşunca, gazeller yetersiz kaldığından kasidenin methiye bölümleriyle şari devlet büyüğüne ya da hürmet gösterdiği kişilere beklentisini, isteklerini, övgüsünü ve duasını sunabilme imkânı kazanmıştır.

Ancak bu tür, yoğun kafiye ve ağır vezinler içerdiğinden söz konusu hikâyeler anlatmaya gelince, yeni bir tür daha geliştirme arzusu duyulmuştur. Bunun üzerine de şimdi mesnevi diye bildiğimiz, aruzun kendi içinde daha kısa vezinleriyle oluşturulmuş ve kendi beyitleri arasında kafiyeli tür doğmuştur. Bu yeni biçim için Arap formları Farslılarca derlenmiş ve onların yarattığı bir tür olarak kayıtlara geçmiştir.

Birbiri ardına doğan bu türlerde, özellikle mesnevi anlamında Doğu medeniyetinin İlyada ve Odise’si olarak bilinen Şehname, ilk ve en önemli eserdir. Eğer boş bir zaman diliminde kendinize okuyacak ilgi çekici, farklı bir eser ararsanız, pek çok batı ve doğu masalının doğuşunda esin kaynağı olan ve içinde mitolojik pek çok hikâye barındıran bu esere göz atmanızı tavsiye ederiz. Beyitlerin büyülü hayallerinde kaybolmak, kültürümüzü ve köklerimizi hissetmek, geçmişte yaşanan hikayeleri derinlemesine anlamak için harika bir deneyim olacaktır.

Yorumunu bizimle paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir